Kadın bir evrendi ve adam. Adam evrendi. Yüksek enerjili varlıklardı, içlerinde kendi gezegenleri dışlarında kimilerinin gördüğü, hepsinin etkilendiği auraları. Aşk bir mucizeydi, 2 farklı evreni tek aurada birleştiren bir mucize.
Dişil ve eril, ying ve yang gibi. Enerjinin maddeleştirilmiş yüzü olan bedenler 5 duyuyu sundular renklere. Canlılar ve cansızlar, hayır hayır hepsi canlılar. Cansız ne demek ki? Can ne demek? Kavramlar akıl karıştıran kavramlar var.
Bir kuluçka makinası gibi kutsal bedenler, bir gün evrenlerinden kopan evrenlerle beni oluşturdular. Sıcak, ıslak, kapalı bir dünyaydı bana sunulan. Duyuları ilk burada hissettim. Geldiğim yerde duyu diye bir kavram yoktu. Ben bir ışıktım süzülen, büyük bir mutluluk içerisinde süzülen yüzlerce enerjiden biriydim. Bedene düştüğümde hatırlamakta zorlandığım bir amaç için Dünya'ya geldim. Gelmek neydi? Var mıdır gerçekten gelmek diye bir şey? Geldiğin yerden gidilir mi? Gitmek var mıdır gerçekten?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder