19 Aralık 2011 Pazartesi

HACİM

Senden kat trilyonlarca büyük ne olduğu meçhul adını evren diye bildiğimiz, kendisiniyse hiç bilmediğimiz , bir platformda şuursuz bir şekilde dolanıyorsun. Dolanıyorsun, dağılıyorsun, dağıtıyorsun, toplanıyorsun. Adına gülmek dediğin ne olduğunu bilmediğin bir eylemi gerçekleştirmek çoğu zaman tek yaşama amacın oluyor. Sen nesin bilmiyorsun. Uğraşıyorsun, didiniyorsun kimi zaman ne olduğunu bilmediğin bir şey, kimi zaman ne olduğunu bilmediğin biri için.

Saçlarını dağılıyorsun dünyadaki hacmini genişletiyorsun. Susuyorsun bazen, susuyorsun ve hacmini yok saymaya çalışıyorsun. Yok olmak istiyorsun, tutuyorsun nefesini, tutarken saçlarını dağıtıyorsun, hacmin artıyor. Dayanamıyorsun ve odandaki bütün havayı topluyorsun ciğerlerine , hacmin artıyor. Hep yerinde sayıyorsun.

Tazyikle aktığın Dünya'da damlayarak ilerliyorsun. Damlarken kırışıyorsun, kırıştıkça dağaltıyorsun saçlarını, hacmini genişletiyorsun öldüğünde yokluğun fark edilsin diye.

Yapma. Hiç birini yapma. Çünkü zaten bir gün gelecek senin günlerden hangi gün olduğunu bilme fırsatın olmayan. İşte o gün engin gökten bir pipet uzanacak ve tek nefeste, adını Dünya diye bildiğin zamansız platformdaki kapladığın hacmini boş bırakacak. Ve bence üzül. İnsan denilen beyin ansiklopedilerinden yalnızca adlarını bildiklerin hacmini doldurmak için ağlayacaklar ama olmayacak, henüz hacminin onda biri dolmadan unutulacaksın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder