19 Aralık 2011 Pazartesi

İNTAHAR EĞİLİMİ

Olduğum gibi olmaktan sıkılırım bazen. Oysa olduğun gibi olmak düzendir, kurulu düzen ise güvendir. Yaşayabiliyor olduğunu bildiğin bir yerdir o nokta.
Nefes almakta zorlandığın anlar gelir sebepsiz. Kendini bir kutuya kapamak istediğin anlar. Oysa kapandığın yerde hava daha mı boldur? Daha mı çok alanın vardır kafanı dağaltabileceğin?

Hayatın seni getirdiği bu noktada anlaman gereken şey şudur; Nefes alamadığın halde, havasız dört duvar arasına kapanma isteğin, bilinçsiz bir intahar eğilimidir. Yok olduğunda kazancın ne olacak peki? Rahatlama mı? Ölüm seni hiç bir şeyden kurtarmaz ey kalbi atan. Rahatladığını, huzuru, derdinin yok olduğunu hissetmediğin sürece yok olmuşsun ne fayda? Öyleyse farkında olmadan gerçekleştirdiğin ölüme yaklaşma ritüellerini at bir kenara.

İmgelemek, gerçekleştirmenin tabelasıdır. İmgele, bir kar tanesi, içinde tüm nefes alamadıkların, ince ince uluyan ancak huzur veren bir rüzgar. Üşümüş avucunun içinde bir kar tanesi, sanki bütün ağarlığın içinde, rüzgar geliyor sol kulağına fısıldayarak usulca alıyor kar tanesini, döndüre döndüre uzaklaştırıyor senden. Hafif kalıyorsun. Derin bir nefes çekiyorsun ışıltılı evrenden, hacmin genişliyor ve varlığından mutlu oluyorsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder